Salı, Eylül 05, 2017

Borsalar zirvedeyken kimler kazanıyor?



Dünyada sermaye piyasalarında, uzun zamandan bu yana, bir bayram havası esiyor. Borsalar zirveden zirveye koşuyor. Küçük yatırımcılar her zaman memnun olmasalar da kurumsal yatırımcıların yüzleri devamlı gülüyor.

Borsa tarihsel olarak Anglo-Sakson kuruluşudur. Kısa vadeli finansman açısından İngiltere ve Amerikan ekonomisine katkıları çoktur. Buna karşılık kıta Avrupa’sında ve Japonya’da sigorta şirketlerinin birikimlerine dayalı bankacılık öne çıkar. Dolayısıyla dünyadaki borsaların kuruluş ve gelişme hikâyelerinin arkasında genellikle İngilizce konuşanlar etken olmuştur diyebiliriz.

1990 sonrasında küreselleşme ve buna bağlı olarak finansallaşma, hızla yayılmaya başlayınca, doğru dürüst gelişmiş şirketleri olmayan ülkelere bile ilk önerilen finansal kurum borsa olmuştu. O yıllarda borsa, hisse senedi öyle moda haline geldi ki, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, önce eski Sovyet ülkelinde sonra da Afrika dâhil az gelişmiş ekonomilerde papatyalar gibi çoğalmaya başladılar.

Bu değişimden önce, IMF ve Dünya Bankası buna yönelik adımları atmaya başlamışlardı. Gelişmekte olan ülkelere sermaye piyasalarının gelişmesine yardım adı altında, yapısal uyum kredileri veriyorlardı. Dahası,1996’da Dünya Ticaret Örgütü’nde Uruguay Raunt ticaret müzakereleriyle sermeyenin serbest dolaşımının kuralları genişletildi.

2008 Küresel Krizi öncesinde, başta Amerikan, İngiliz ve Japon borsaları olmak üzere, küçük yatırımcılar, vergi ve diğer teşviklerle borsalara yönlendirildiler. Merkez Bankaları faizleri düşürerek bu olaya yardımcı oldular. Devamlı yükselen borsalarda, küçük miktarlı alt-satlarla gelirleri arttı, tüketimleri çoğaldı.

Ancak sonunda en çok kazananlar, her zaman ve her yerde, çok parası olanlar oldu. Dünyada ve ülkelerin kendi içinde gelir dağılımındaki bozulma zirve yaptı. Dünyada nüfusun yüzde 1’lik bölümü varlıkların yarısından fazlasına sahip oldu. Uçurum her geçen yıl daha da açıldı.

Varlık yönetim uzmanların, bu gelişmenin arkasındaki en belirgin etkenlerden birinin borsalar olduğunu iddia ediyorlar. Hızla yükselen borsalarda, eğer dikkatli yatırım kararları alınırsa, mevduat ve diğer yatırım araçlarında çok daha fazla getiri elde edildiği konuşuluyor.

Bu iddiayı doğrulayan bir veri seti aşağıdaki tabloda da görünüyor. Tablo 2016 yılı sonu itibariyle dünyadaki varlıkların hangi yatırım araçlarına yatırıldığını gösteriyor.

Portföy yönetim uzmanları tarafından yönetilen varlıkların toplamı 166,5 trilyon dolar olarak görülüyor. Bu toplamın 56 trilyon dolara yakın bölümü ABD’de, 41 trilyon dolarlık bölümü ise Avrupa’da. Diğer bir deyimle, yüzde 67’si ABD, Avrupa ve Japonya’da.

Daha önemlisi, bölgeden bölgeye, ülkeden ülkeye değişmekle beraber, varlıkların çoğu hisse senedi piyasalarına yatırılmış. Oralarda işlem görüyorlar. Dünyadaki varlıkların yüzde 43’lük bölümü, Amerika’dakilerin ise yüzde 70’i borsalara yatırılıyor. Konuştuğumuz rakamlar size küçük gelmesin. Dünyada 72 triyon dolar, Amerika’da ise 39 trilyon dolarlık varlık borsalarda işlem görüyor. Türkiye ekonomisinin büyüklüğünün 0,8 trilyon dolar olduğunu düşünürseniz, ne kadar büyüklükten bahsettiğimi daha iyi anlatabilirsiniz.

Bu kadar büyük kaynağı borsalarda yönetenler, sadece kendi ülkelerinde değil, sermaye hareketlerinin en serbest olduğu ülkelere de yatırım yapıyorlar. İstedikleri zaman milyonlarca doları bir borsaya indiriyorlar, zirve yaptırıyorlar. Gelirlerine gelir ekliyorlar. Daha da zenginleşiyorlar. İstedikleri zaman tam tersi bir işlemle, küçük yatırımcıları yerle yeksan ederek, borsadan çıkıyorlar.


Borsalardaki tırmanışa bir de bu açıdan bakın.

Kaynak: Boston Consulting group


kaynak : http://www.hakanozyildiz.com/2017/07/borsalar-zirvedeyken-kimler-kazanyor.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Rast gele yazılar

karışık yazılar